Son yıllarda işsizlik konuşulurken en sık duyulan cümlelerden biri şu: “Gençler iş beğenmiyor.” Peki gerçekten öyle mi? Yoksa mesele anlatılandan daha mı derin?
Türkiye’de binlerce genç her sabah iş ilanlarına bakarak güne başlıyor. Ancak karşılarına çıkan tabloda asgari ücretle, uzun mesai saatleriyle, tecrübe şartı olan ama eğitimle uyuşmayan işler dikkat çekiyor. Bu noktada gençler, “iş beğenmemek” ile “emeğinin karşılığını aramak” arasında sıkışıp kalıyor.
Üniversite mezunu bir genç, yıllarca okuduktan sonra alakasız bir alanda, güvencesiz ve düşük ücretli bir işte çalışmayı kabul etmediğinde “iş seçiyor” olarak etiketleniyor. Oysa aynı genç, kendi alanında iş bulamadığını, staj adı altında ücretsiz çalıştırıldığını ya da deneyim şartı nedeniyle elendiğini söylüyor.
Sahadaki gerçekler, genç işsizliğinin sadece bireysel tercihlerden kaynaklanmadığını gösteriyor. Birçok genç ya iş bulamıyor ya da bulduğu işte uzun süre tutunamıyor. Kimi gençler ise artık iş aramaktan vazgeçmiş durumda. Bu da resmi rakamların ötesinde, görünmeyen bir işsizlik tablosu ortaya çıkarıyor.
Uzmanlara göre sorun; eğitim sistemi ile iş gücü piyasası arasındaki uyumsuzluk, yeterli istihdam alanının oluşturulamaması ve gençlere sunulan çalışma koşullarının cazip olmaması. Gençler çalışmak istiyor, ancak emeklerinin karşılığını alabilecekleri, gelecek kurabilecekleri işler arıyor.
Özetle mesele sadece “gençler iş beğenmiyor” cümlesiyle açıklanamayacak kadar karmaşık. Gençler işten kaçmıyor; karşılıksız emekten, belirsiz gelecekten ve güvencesizlikten kaçıyor.
UHA Haber Merkezi - ŞERİF GÖKSU
SON YAZILAR